Array
(
)
Array
(
    [id] => 173
    [kat_id] => 6
    [menu_id] => 1
    [publish] => 1
    [duyuru] => 0
    [popup] => 0
    [social_media] => 1
    [pg_home] => 0
)
Array
(
    [0] => 1
    [1] => 
)
Yayınlar

 DİSA’NIN YENİ ARAŞTIRMASI

GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE TÜRKİYE’DE PARAMİLİTER BİR YAPILANMA: KÖY KORUCULUĞU SİSTEMİ 

DİSA’nın, koruculuk sistemini tarihsel bir bağlam içinde incelemek amacıyla yürüttüğü geniş kapsamlı araştırmanın kitabı yayınlandı. Kitabın tanıtımının yapıldığı konferans, 9 Kasım 2013 tarihinde, yazarlardan Şemsa Özar ve Nesrin Uçarlar’ın katılımıyla Cegerxwîn Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.
 
Resmi bilgilere göre 1 Şubat 2013 tarihi itibariyle bölgedeki 22 il sınırı içinde 46 195 geçici köy korucusu bulunmaktadır. Ayrıca, resmi belgelerde sayıları verilmese de, 20-25 bin civarında olduğu tahmin edilen gönüllü köy korucusu mevcuttur. “Çözüm süreci”nin başladığı, içinde bulunduğumuz şu dönemde dahi devletin yeni korucu alımı yapmakta olduğu, koruculuk teklif edilen köylülerin tanıklıkları vasıtasıyla gün yüzüne çıkmıştır. Silahların sustuğu bu dönemde köy koruculuğunun hangi yollarla tasfiye edileceğini tartışmak yerine, korucu sayılarının artırılması, bu paramiliter yapılanmanın devlet nezdinde sadece silahlı bir güvenlik gücü olarak görülmediğine, aynı zamanda asimilasyon ve böl-yönet yoluyla Kürt toplumunu hizaya getirme amacını da taşıdığına işaret etmektedir. Bu çok-işlevli paramiliter yapı sayesinde, devlet bir yandan askeri anlamda alan hakimiyeti sağlamayı hedeflerken, diğer yandan bu bölgede yaşayan Kürtleri hizaya getirerek, her anlamda kontrol edilebilir bir mekân yaratma çabası içine girmiştir.
Kitabın,  1984-2011 yılları arasında Meclis’te koruculuk üzerine yapılan tartışmaları inceleyen bölümünde aktarıldığı gibi, muhalefette iken kaldırılması yönünde görüş bildiren siyasal partiler bile, iktidara geldiklerinde, sistemin ancak ıslahı için çaba sarf etmiştir.
Kitabın saha araştırması verilerinin incelendiği bölümünde korucular, eşleri ve çocuklarının koruculuk sistemi ile ilgili görüşlerine yer verilmektedir:
 “Bugün de imkân olsa, bu sorunu çözseler; ilk silahı biz bırakırız, imkânımız olursa. Hiçbir zaman koruculuk sistemini kabul etmedik. Bizim köy ve çevremiz, hepimiz zorla korucu olduk.” Korucu, Van
 
“Bir yere gittiğimizde korucu çocuğu olduğumuzu diyemiyoruz sorun çıkar diye. Ağabeyim üniversitede okuyor, o da hep gizli tutuyor.” Korucu kızı, Lice
 
“Benim kocam da ölmüş ama hâlâ da korkuyoruz, çünkü biz hainiz artık.” Korucu eşi Silvan
 
“Askeriye yeri geldiğinde iyi davranıyor, yeri geldiğinde baskı yapıyor, hakaret ediyor. Koruculuğun bize hiçbir faydası olmadı, ama alıp götürdüğü çok şey oldu. Bu sistem batık durumda.” Korucu, Midyat
 
“Ya Muş ya Bingöl ya da Şirvan, her yere; istedikleri yerlere operasyonlara götürüyorlardı bizi. Mesele budur. Gece gündüz bazen aylarca dışarıda kalıyorduk.” Korucu, Kulp
 
Koruculuk sistemi, sadece korucular ve korucu mağdurları arasındaki ilişkileri değil, tüm Kürt toplumunun toplumsal ilişkilerini sarsmış durumdadır.
Koruculuk sistemini ortadan kaldırmanın ve açtığı yaraları sarmanın sadece korucuların özlük haklarını karşılamak ve onlara iş alanları açmakla; mağdurlara da asgari ölçüde tazminat ödemekle (aslında devlet böyle bir tazminattan bile söz etmemektedir) mümkün olmayacağı açıktır.
Aşağıda koruculuk sisteminin tasfiyesi sürecinde dikkat edilmesi gerektiğini düşündüğümüz bazı hususlar sıralanmaktadır:
• Korucuların silahları ve her türlü imtiyazları geri alınmalı, koruculuk sistemi tümüyle tasfiye edilmelidir.
• Sivillere karşı suç işlemiş korucular derhal mahkeme önüne çıkarılmalıdır.
• Korucuların belirli bir program içinde, işgal ettikleri topraklardan ve evlerden çekilmesi sağlanmalıdır.
• Korucuların özlük hakları karşılanmalı, çalışma yaşında olanların başka iş sahibi olmaları için seçenekler sunulmalıdır.
• Koruculuk yapmış ve halen yapmakta olanların, orman bekçiliği, okul güvenliği, petrol hattı bekçiliği gibi, güvenlik ve koruma işlerinde kesinlikle çalıştırılmamaları; silah taşımayı gerektirecek ya da başkaları üzerinde imtiyaz sağlayacak herhangi bir işte hiçbir surette çalışmamaları için kesin önlemler alınmalıdır.
• Paramiliter yapıların yeniden üretilmelerini ve faaliyet göstermelerini besleme riski içeren denetimsiz silah ticareti, sivil toplum kuruluşlarının da içinde yer aldıkları bir mekanizma ile denetim altına alınmalıdır.
• Gerek PKK ve korucular, gerekse korucular ve köylüler arasında, korucular silahları bıraktıktan sonra öç alma eylemlerinde bulunulmayacağına dair, her kesimin katılacağı bir uzlaşma anlaşması yapılmalıdır.
• Ülkede paramiliter bir sistemin tekrar ortaya çıkmaması için her türlü yasal önlem alınmalıdır.

Afiş için tıklayınız.

Diğer yazılar için tıklayınız...